Nisan 2, 2026
2026 Nafaka Artış Oranı Ne Kadardır ve Nafaka Düzenlemesindeki Son Durum Nedir?
Nisan 2, 2026 2026 Nafaka Artış Oranı Ne Kadardır ve Nafaka Düzenlemesindeki Son Durum Nedir? Nisan 2, 2026 2026 Nafaka Artış Oranı Ne Kadardır ve Nafaka Düzenlemesindeki Son Durum Nedir? Kadın Cinayetlerinde Yargının Eril Rolü ve Haksız Tahrik İndiriminin Vicdana Aykırılığı Kamuoyunun yakından takip ettiği Pınar Gültekin’in vahşice öldürülmesine ilişkin yargılama sonucunda verilen cezada sanık […]
Yoksulluk Nafakasının Hukuki Temeli (TMK 175)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi, yoksulluk nafakasını net bir çerçeveye oturtmuştur. Yasaya göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş, daha ağır kusurlu olmamak şartıyla diğer eşten geçimi için süresiz nafaka isteyebilir. Burada iki temel şart öne çıkar:
Boşanma nedeniyle gerçek bir yoksulluk riskinin doğması.
Nafaka talep edenin, karşı taraftan daha ağır kusurlu olmaması.
Ülkemizin sosyo-kültürel yapısı gereği bu nafaka türü çoğunlukla kadın lehine hükmedilse de, “süresiz” ifadesi toplumda yanlış anlaşılan bir mutlaklık taşımaktadır.
“Süresiz” İbaresi Bir “Müneccimlik” Beklentisi Değildir
Kanun metnindeki “süresiz” ifadesi, aslında hakimin bir öngörüde bulunma külfetinden kurtarılmasıdır. Hakimin, yoksul olduğunu saptadığı kişinin bu durumunun ne zaman son bulacağını bilmesi imkansızdır. Dolayısıyla:
“Hiç kimse hakimden müneccimlik yapmasını istememelidir. İlgili maddenin ruhundan, ileride yoksulluğun ortadan kalkması halinde nafakanın kaldırılacağı zaten açıktır.”
Bu düzenleme, aile hukukunun “zayıfı koruma” ilkesinin doğal bir sonucudur.
Nafaka Bir “Ceza” Haline mi Dönüşüyor?
Bazı özel durumlarda yoksulluk nafakası, kendisinden beklenen sosyal amaçtan uzaklaşabilmektedir. Nafaka ödeyen taraf için bu durum ömür boyu süren bir “cezaya” dönüşürken; nafaka alan taraf içinse yüksek enflasyon karşısında eriyen, işlevsiz bir rakam halini alabilmektedir.
Ancak bu sorunun çözümü, yoksulluk nafakasını tamamen ortadan kaldırmak değildir.
Çözüm: Yargı Pratiğinin Radikal Tutumunu Esnetmek
Yasa metnini değiştirmekten ziyade, yargı pratiğinin somut olaylar bazında daha esnek ve hakkaniyetli bir tutum alması gerekmektedir. TMK’nın 175. ve 176. maddeleri buna olanak sağladığı gibi, TMK’nın 2. maddesi de hakkın kötüye kullanılmasına ve sebepsiz zenginleşmeye geçit vermemektedir.
Yasa Uygulayıcılarına Düşen Görev
Avukatlar, yargıçlar ve yüksek mahkemenin, toplumda kutuplaşmaya yol açan bu tartışmayı sona erdirmesi yerinde olacaktır. Özellikle şu noktaların tespiti kritiktir:
Çalışma Yeteneği: Kişi çalışabilecek ve üretebilecek konumda olmasına rağmen salt nafakaya güvenerek çalışmıyorsa,
Kayıt Dışı İstihdam: Hileli olarak kayıt dışı çalışıp yoksulluk görüntüsü veriliyorsa,
Gerçek bir yoksulluğun olmadığı tespit edildiği anda nafakanın kaldırılmasına karar verilmelidir. Bu yaklaşım, hem hakkaniyeti sağlayacak hem de konunun “kadınları irite etme” boyutuna varmasını engelleyecektir.
Özetle; Yoksulluk nafakası bir mağduriyet tazminidir. Çözüm, yasayı tümden reddetmek değil; hakimin takdir yetkisini geniş tutarak, hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçmesidir.