Nisan 2, 2026
Süresiz Nafaka Uygulamasının Güncel Tartışmalar Işığında Değerlendirilmesi
Süresiz nafaka uygulaması kaldırılıyor mu? Evlilik süresine göre nafaka düzenlemesi adaleti sağlar mı? TMK 176 kapsamında nafakanın sona erme şartları.
Hukuk, toplumun ihtiyaçlarına göre şekillenen dinamik bir bilimdir. Aile hukuku ve boşanmanın fer’ileri de bu değişimden azade değildir. Son dönemde gündemi meşgul eden “süresiz nafakanın kaldırılması” veya “evlilik süresine endekslenmesi” tartışmaları, bu dinamikliğin en sıcak örneğidir. Peki, nafakayı kesin sürelere bağlamak gerçekten adaleti sağlayacak mı?
Süre Sınırı Adaleti Getirir mi?
Tartışmaların odağında; “birkaç ay süren bir evlilik için yıllarca nafaka ödenmesinin hakkaniyete aykırılığı” argümanı yer alıyor. Çözüm olarak ise evlilik süresi, tarafların mesleği ve yaşı baz alınarak katı bir “nafaka süresi” belirlenmesi düşünülüyor.
İlk bakışta “eşitlikçi” görünen bu tasarı, derinlemesine incelendiğinde adaletin ruhundan uzaklaşma riski taşımaktadır. Çünkü:
Her evlilik nev-i şahsına münhasırdır: Her boşanma davasının şartları kendine özgüdür.
Katı süreler yanıltıcı olabilir: 5 yıllık bir evliliğin bitiminde belirlenecek 5 yıllık nafaka süresi, bir olayda yetersiz kalırken; 10 yıllık bir evlilikte 10 yıl nafaka ödenmesi bir başka olayda hakkaniyete aykırı olabilir.
Sonuç: Nafakayı kesin hatlarla çizilmiş bir süreye hapsetmek yerine; somut olay bazında, hakimin takdir yetkisini kullanarak bir süre belirlemesi çok daha yerinde bir adım olacaktır.
Mevcut Düzenlemede Nafaka Gerçekten “Süresiz” mi?
Hukuk sistemimizde “süresiz nafaka” ifadesi aslında bir paradokstur. Türk Medeni Kanunu m. 176/2 uyarınca, bu kurum aslında belirli şartlar altında kendiliğinden veya mahkeme kararıyla sona ermektedir.
1. Nafakanın Kendiliğinden Kalktığı Haller
Aşağıdaki iki durumun varlığında, herhangi bir mahkeme kararına gerek kalmaksızın nafaka yükümlülüğü sona erer:
Nafaka alacaklısı eşin yeniden evlenmesi,
Taraflardan birinin ölmesi.
2. Mahkeme Kararıyla Kaldırılabilecek Haller
Bazı durumlarda ise nafaka borçlusunun dava açarak bu yükümlülüğü sona erdirmesi mümkündür:
Fiilen Evli Gibi Yaşama: Nafaka alacaklısının resmi nikah olmaksızın bir başkasıyla evliymiş gibi yaşaması.
Yoksulluğun Ortadan Kalkması: Alacaklının mali durumunun düzelmesi ve yoksulluk riskinin bitmesi.
Haysiyetsiz Hayat Sürme: Toplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan bir yaşam tarzının benimsenmesi.
Uzman Görüşü ve Sonuç
Görüldüğü üzere yasa koyucu, nafakayı sonsuza kadar sürecek bir “ceza” olarak değil, bir “ihtiyaç giderimi” olarak tasarlamıştır. Ancak mahkeme kararı gerektiren hallerde (yoksulluğun ortadan kalkması, hileli kayıt dışı çalışma vb.) ispat yükü ve sürecin yönetimi büyük önem taşır.
Bu nedenle, yoksulluk nafakasının kaldırılması davalarında uzman bir aile hukuku/boşanma avukatı ile çalışmak, hakkaniyetli sonuca ulaşmak adına en doğru tercih olacaktır.