Karınca Avukatlık

2026 Yılı Nafaka Artış Oranı ve Değişen Koşullarda Nafaka Davaları Hakkında Bilgilendirme

Dieser Inhalt ist auf Türkisch veröffentlicht.
MAKALEAile HukukuAv. Eray Karınca12 dk okuma

2026’da kanunla belirlenmiş tek bir nafaka artış oranı yoktur. Artış, ilamdaki endeks ve TÜİK’in 12 aylık ortalama değişimine göre yapılır; ilamda artış yoksa artırım davası gerekir. Yoksulluk nafakası yeniden evlenmeyle sona erebilir. Kadın için TMK 132’deki 300 günlük bekleme (iddet) ile erkek bakımından yasal bekleme olmaması ayrı ayrı ele alınır.

Kısa Cevap

2026 yılı için Türkiye genelinde, her dosyaya uygulanan tek bir “nafaka artış oranı” kanunla ilan edilmiş değildir. Nafaka, mahkeme ilamında artış öngörülmüşse o hükme göre (çoğu kararda TÜFE, bazen Yİ-ÜFE veya ikisinin ortalaması) ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun ilgili aya ait 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı üzerinden güncellenir. İlamda artış hükmü yoksa tutar kendiliğinden yükselmez; Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi uyarınca artırım davası açılması gerekir.

Yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesiyle kural olarak kendiliğinden sona erer. Bu nedenle boşanma sonrası evlenme süresi, nafaka dosyalarını da ilgilendirir. Erkek, boşanma kararının kesinleşmesi ve nüfus kaydından sonra yasal bir bekleme süresine tabi değildir. Kadın için kural, TMK’nın 132. maddesindeki 300 gündür; halk arasında “4 ay 10 gün iddet” olarak bilinen süre, yürürlükteki Medeni Kanun’daki bekleme süresi değildir. Boşanmada eskiden anılan 3 yıllık fiili ayrılık süresi de evlenme bekleyişi değildir; reddedilen boşanma davasından sonra yeniden dava için öngörülen süre 1 yıla inmiştir.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir; somut dosyaya özel tavsiye yerine geçmez. TÜİK rakamları her ay yenilenir; icra veya dava işleminden önce ilgili ayın resmi bülteni kontrol edilmelidir.

  • Tek bir 2026 nafaka oranı yoktur; ilamdaki endeks + o aya ait TÜİK 12 aylık ortalama esas alınır.
  • İlamda artış yoksa nafaka kendiliğinden artmaz; artırım davası gerekir.
  • Kadın için kural 300 gün (TMK 132); erkek için yasal bekleme süresi yoktur.
  • 4 ay 10 gün, Medeni Kanun’daki iddet süresi değildir.
  • Yoksulluk nafakası yeniden evlenmeyle sona erebilir; iştirak nafakası velayet sahibinin evlenmesiyle kendiliğinden bitmez.

2026 yılı nafaka artış oranı nasıl belirlenir?

Uygulamada “2026 nafaka artış oranı” denince çoğu zaman, nafaka ilamındaki artış ayına denk gelen TÜİK Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı kastedilir. Bu oran, kira tavanında da kullanılan satırdır; manşet yıllık enflasyon (bir önceki yılın aynı ayına göre değişim) ile karıştırılmamalıdır. Yargıtay’ın nafaka artışına ilişkin yerleşik yaklaşımında da, aylık dalgalanmadan çok 12 aylık ortalamanın esas alınması yaygındır. Kararda Yİ-ÜFE (yurt içi üretici fiyat endeksi) veya TÜFE ile Yİ-ÜFE ortalaması yazılmışsa, o endeks uygulanır; kararda sabit bir yüzde varsa o yüzde geçerlidir.

TÜİK, her ayın başlarında bir önceki aya ait bülteni yayımlar. Nisan, haziran veya temmuz 2026 diye ay ay aramak da aynı kapıya çıkar: o ayın bültenindeki 12 aylık ortalama okunur; yıl için tek bir kanun oranı yoktur. Bu yazının hazırlandığı dönemde (Ağustos 2026) yayımlanmış olan Temmuz 2026 bültenine göre TÜFE’de 12 aylık ortalamalara göre değişim yüzde 31,90; bir önceki yılın aynı ayına göre değişim yüzde 31,75 olarak açıklanmıştır. Aynı döneme ilişkin Yİ-ÜFE 12 aylık ortalama değişimi kamuoyuna yansıyan bültenlerde yüzde 27,54 civarındadır. Eski ilamlarda görülen TEFE ifadesi, günümüzde Yİ-ÜFE karşılığıdır. Bu rakamlar örnek niteliğindedir: artış, sizin ilamınızdaki ay ve endekse göre o aya ait resmi tablodan okunmalıdır. Ağustos ve sonraki aylar açıklandıkça oran değişir.

Hesap, pratikte mevcut nafaka tutarının, ilgili ayın oranıyla çarpılması şeklinde yürür. Örneğin ilamda TÜFE artışı öngörülmüş ve artış ayına ait 12 aylık ortalama yüzde 31,90 ise, 10.000 TL’lik nafaka yaklaşık 13.190 TL’ye yükselir. Bu örnek, mahkemenin veya icra müdürlüğünün her dosyada aynı rakama hükmedeceği anlamına gelmez; ilam metni, artış dönemi ve varsa geçmiş yıllara ait birikmiş artışlar birlikte görülür.

  • Önce ilamı okuyun: TÜFE mi, Yİ-ÜFE mi, ortalama mı, sabit yüzde mi yazıyor?
  • Manşet yıllık enflasyon ile 12 aylık ortalama farklı satırlardır; nafakada genellikle 12 aylık ortalama kullanılır.
  • Temmuz 2026 TÜİK bülteni (örnek): TÜFE 12 aylık ortalama %31,90 — işlem tarihinde güncel ayı doğrulayın.
  • Artış ayı, kural olarak nafakanın bağlandığı tarihin yıl dönümüne veya ilamda belirtilen aya göre belirlenir.

Nafaka ilamda artış yoksa kendiliğinden artar mı?

Hayır. İcra müdürlüğü, elindeki ilamda yazılı olanı uygular. Kararda “her yıl TÜFE oranında artırılır” benzeri bir hüküm varsa, artış için kural olarak yeni bir dava şart değildir; ilgili dönemde TÜİK oranı esas alınarak icrada güncelleme talep edilebilir. Böyle bir hüküm yoksa, enflasyon yükseldi diye nafaka kendiliğinden artmaz.

Bu durumda yol, nafaka uyarlama (artırım) davasıdır. Yoksulluk nafakasında TMK’nın 176. maddesi; çocuk için iştirak nafakasında TMK’nın 182. ve 331. maddeleri temel dayanaklardandır. Mahkeme, yalnızca endeksi değil, tarafların güncel gelir-gider dengesini, çocuğun yaşı ve eğitim giderlerini, sağlık durumunu ve hakkaniyeti birlikte inceler. TÜFE, talebi destekleyen bir ölçü olabilir; tek başına ve otomatik bir sonuç doğurmaz.

Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka tutarı yazılmış ancak artış unutulmuşsa da durum aynıdır: protokol ve ilam neyi içeriyorsa o uygulanır. Eksik hüküm, sonradan artırım davasıyla giderilebilir. Geçici gelir kaybı veya kısa süreli enflasyon dalgalanması, her dosyada artırım veya azaltım için yeterli görülmeyebilir; değişikliğin önemli ve süreklilik arz eden nitelikte olması aranır.

  • İlamda artış hükmü varsa: icrada, ilgili ayın TÜİK oranıyla güncelleme talep edilebilir.
  • İlamda artış hükmü yoksa: aile mahkemesinde artırım davası açılır; kendiliğinden zam olmaz.
  • TÜFE oranı tek başına kararın yerini tutmaz; mahkeme somut durumu inceler.
  • Anlaşmalı protokolde artış yazılmamış olması, sonradan uyarlama davasını engellemez.

Değişen koşullarda nafaka davası ne zaman açılır?

Nafaka, boşanma hükmünün eki gibi donmuş bir rakam değildir. Tarafların mali ve sosyal durumları değişirse artırım, azaltım veya (şartları varsa) kaldırma istenebilir. Yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kural olarak kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlilik dışı fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya kanunda sayılan diğer hâllerde ise kaldırma, mahkeme kararıyla olur.

İştirak nafakası (çocuk nafakası) farklıdır. Velayet kendisine bırakılan tarafın yeniden evlenmesi, çocuğun bakım ihtiyacını kendiliğinden sona erdirmez. Yeni eş, kural olarak iştirak nafakası yükümlüsü olmaz; yükümlülük velayet kendisine verilmeyen ebeveyndedir. Çocuğun ergin olması kural olarak iştirak nafakasını bitirir; eğitim devam ediyorsa dosyaya göre uzaması gündeme gelebilir. Tedbir nafakası ise boşanma davası sürerken hükmedilen geçici tedbirdir; esas hükümle birlikte sona erer veya yerini yoksulluk/iştirak nafakasına bırakır.

Azaltım veya kaldırma taleplerinde sık görülen gerekçeler arasında yükümlünün işsiz kalması, emeklilik, uzun süreli hastalık veya gelirinde kalıcı düşüş yer alır. Artırımda ise çocuğun okul, sağlık ve barınma giderlerinin artması, alacaklının yoksulluğunun sürmesi ve yükümlünün gelirinin belirgin biçimde yükselmesi öne çıkar. Ankara’daki aile mahkemeleri de bu değerlendirmeyi dosya üzerinden yapar; genel bir formül yoktur.

  • Yoksulluk nafakası: yeniden evlenme ile kural olarak kendiliğinden sona erer.
  • İştirak nafakası: velayet sahibinin evlenmesiyle kendiliğinden bitmez.
  • Artırım / azaltım: değişikliğin önemli ve sürekli nitelikte olması aranır.
  • Geçici işsizlik veya kısa süreli dalgalanma her dosyada yeterli görülmeyebilir.
  • Tedbir nafakası, boşanma davası sırasındaki geçici tedbirdir; esas hükümden ayrılır.

Kadın boşandıktan sonra ne zaman evlenebilir?

Önce boşanmanın hukuken bitmiş olması gerekir. Dava sürerken veya karar henüz kesinleşmeden nikâh kıyılamaz; kişi hâlâ evlidir. Süre, mahkemenin karar verdiği günden değil, kararın kesinleştiği tarihten işler. Kesinleşme, gerekçeli kararın tebliği ve yasal kanun yolu süresinin geçmesi (veya kanun yolunun tüketilmesi) ile tamamlanır. Nüfus müdürlüğünde evlenme dosyası, kural olarak kesinleşme şerhli karar ve güncel nüfus kaydı ile yürür.

Kesinleşmeden sonra kadın yönünden TMK’nın 132. maddesi devreye girer: evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe kadın evlenemez. Bu süre, anlaşmalı boşanmada da çekişmeli boşanmada da aynıdır. Anlaşmalı boşanan kadın “hemen” evlenemez; fark, anlaşmalı dosyanın çoğu zaman daha kısa sürede kesinleşmesidir, 300 günlük bekleyişin kalkması değildir. Halk arasındaki “boşandıktan kaç gün sonra nikâh kıyılır?” sorusunun kanuni cevabı, kadın için kesinleşme artı 300 gündür; süre mahkemece kaldırılırsa veya doğum gerçekleşirse bekleyiş sona erer.

300 gün, takvim günü olarak işler. Süre dolunca ayrıca bir mahkeme kararına gerek kalmaksızın evlenme engeli kalkar. Süre dolmadan nüfus müdürlüğü, kural olarak nikâh işlemini yapmaz.

  • Nikâh, boşanma kararının kesinleşmesi ve nüfus kaydından önce kıyılamaz.
  • Kadın için kural: kesinleşme + 300 gün (TMK 132).
  • Anlaşmalı veya çekişmeli olması, 300 günlük süreyi değiştirmez.
  • Süre, mahkemece kaldırılırsa veya doğum olursa bekleyiş bitmiş sayılır.

Erkek boşandıktan sonra hemen evlenebilir mi?

Türk Medeni Kanunu, erkek için boşanma sonrası bir bekleme süresi öngörmez. Boşanma kararı kesinleşip nüfus kaydına işlendikten sonra erkek, yasal bir iddet beklemeksizin yeniden evlenebilir. “Boşanmış bir erkek ne zaman evlenmek ister?” sorusu hukuki bir süre değil, kişisel bir tercihtir; kanunda erkeğe 300 gün veya 4 ay 10 gün yüklenmemiştir. Anlaşmalı boşanan erkek yönünden de ek bir yasal bekleyiş yoktur.

“Hemen” ifadesi, kararın açıklandığı duruşma gününü değil, kesinleşme ve nüfus işlemini anlatır. Karar henüz kesinleşmeden ikinci bir evlilik kurulamaz. Karşı taraf kadın ise ve 300 günlük süre kaldırılmamışsa, nikâh o kadın bakımından yine bekleyişe takılır; engel erkeğin değil, kadının bekleme süresidir.

  • Erkek için TMK’da iddet / 300 gün kuralı yoktur.
  • Önce kararın kesinleşmesi ve nüfusa işlenmesi gerekir.
  • Anlaşmalı boşanma, erkeğe ek bir yasal süre getirmez.
  • Kadın hâlâ 300 gün içindeyse, o evlenme kadının bekleme süresine takılır.

4 ay 10 gün iddet ne demek ve süre nasıl kaldırılır?

“4 ay 10 gün iddet”, İslam hukukunda özellikle eşin vefatı sonrası anılan bekleyiştir. Yürürlükteki Türk Medeni Kanunu bu süreyi esas almaz. TMK’nın 132. maddesi, evlilik sona ermişse kadın için 300 günlük bekleme öngörür. Amaç, olası bir gebelikte soybağının karışmamasıdır. Bu nedenle Google’da sık sorulan “iddet 4 ay 10 gün mü?” sorusunun güncel kanun cevabı hayırdır; Medeni Kanun’daki süre 300 gündür.

Kanun, sürenin kalkacağı hâlleri de sayar. Doğum gerçekleşirse süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması hâlinde veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır. Yani önceki eşle yeniden evlenmede süre “kendiliğinden yok” sayılmaz; aile mahkemesinden kaldırma kararı alınır. Gebe olunmadığı da kural olarak sağlık raporuyla ortaya konulur ve yine mahkeme kararı istenir. Nüfus müdürlüğü, süre dolmadan veya kaldırma kararı olmadan nikâh kıymaz.

Kaldırma davası, nafaka dosyasından ayrı bir aile mahkemesi işidir. Yoksulluk nafakası alan tarafın evlenmesi, nafakayı kural olarak sona erdirir; bu yüzden hem evlenme tarihi hem nafaka ödemeleri birlikte takip edilmelidir. İştirak nafakası, yukarıda belirtildiği gibi, evlenme ile kendiliğinden düşmez.

  • 4 ay 10 gün, TMK’daki bekleme süresi değildir; kanun 300 gündür.
  • Doğum olursa süre biter.
  • Gebe olunmadığı anlaşılırsa mahkeme süreyi kaldırır (sağlık raporu + aile mahkemesi).
  • Önceki eşle yeniden evlenmede de mahkeme süreyi kaldırır; nüfusa doğrudan gidilmesi yetmez.
  • Yeniden evlenme, yoksulluk nafakasını kural olarak sona erdirir.

Boşanmada 3 yıl kuralı kalktı mı?

Evet. Halk arasında “boşanmada 3 yıl kuralı” olarak bilinen düzenleme, boşandıktan sonra evlenme bekleyişi değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin dördüncü fıkrası, esastan reddedilen bir boşanma davasından sonra, eşlerin ortak hayatı yeniden kuramamış olmaları nedeniyle tekrar dava açılabilmesi için öngörülen süreyi düzenler. Bu süre eskiden 3 yıldı; Anayasa Mahkemesi’nin iptali sonrası yapılan düzenlemeyle 1 yıla indirilmiştir. Süre, red kararının verildiği günden değil, kesinleştiği tarihten işler.

Bu kural, TMK 132’deki 300 günlük iddetten tamamen ayrıdır. Biri, reddedilen davadan sonra yeniden boşanma davası açma şartıdır; diğeri, boşanmış kadının başka biriyle evlenebilmesi için öngörülen bekleyiştir. Yeni bir boşanma sebebi doğmuşsa (örneğin yeni bir şiddet olayı) veya taraflar anlaşmalı boşanmaya yönelmişse, 1 yıllık fiili ayrılık şartı her dosyada aranmayabilir. Red sonrası süreç, bu sitedeki “Boşanma davası reddedilirse ne olur?” ve “Reddedilen boşanma davası yeniden açılabilir mi?” başlıklı yazılarda ayrıca ele alınmıştır.

  • 3 yıl kuralı evlenme iddeti değildir; reddedilen davadan sonra yeniden dava süresidir.
  • Güncel süre, red kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıldır.
  • 300 günlük kadın bekleyişi (TMK 132) bu kuraldan bağımsızdır.
  • Yeni sebep veya anlaşmalı boşanma, dosyaya göre 1 yıl şartını gündemden çıkarabilir.

Sık yapılan yanılgılar

Nafaka ve boşanma sonrası evlenme konularında arama motorlarında dolaşan kısa cevapların bir kısmı, yürürlükteki metinle uyuşmaz. Aşağıdaki yanılgılar, hem nafaka dosyasında hem nüfus işleminde hak kaybına yol açabilir.

  • “2026 nafaka artış oranı herkes için kanunen yüzde X’tir.” — Hayır; ilamdaki endeks ve ilgili ayın TÜİK değeri esas alınır.
  • “İlamda artış yazmasa da icra her yıl kendiliğinden zam yapar.” — Yazmıyorsa artırım davası gerekir.
  • “Anlaşmalı boşanan kadın hemen evlenebilir.” — Anlaşmalı olmak 300 günü kaldırmaz; kesinleşme + TMK 132.
  • “İddet 4 ay 10 gündür.” — Medeni Kanun’daki süre 300 gündür.
  • “Erkek de 300 gün bekler.” — Erkek için yasal bekleme süresi yoktur.
  • “Anne evlenince çocuk nafakası biter.” — İştirak nafakası kendiliğinden bitmez; yoksulluk nafakası evlenmeyle sona erebilir.
  • “Boşanmada 3 yıl kuralı hâlâ evlenmeye engeldir.” — 3 yıl, red sonrası yeniden dava süresidir ve 1 yıla inmiştir.

Sonuç ve hukuki destek

2026 yılında nafaka artışı, yeni bir “resmi nafaka zammı kanunu” ile değil, mevcut ilam ve TÜİK verisiyle yürür. İlk iş, kararda artış hükmü olup olmadığını ve hangi endeksin yazıldığını görmektir. Hüküm varsa ilgili ayın 12 aylık ortalama oranı üzerinden icra güncellemesi; yoksa değişen koşullara dayalı artırım veya azaltım davası gündeme gelir. Yeniden evlenme ise yoksulluk nafakasını kural olarak sona erdirir; kadın yönünden 300 günlük bekleme, mahkeme kararıyla kaldırılmadıkça evlenme dosyasını durdurur.

Her somut olay farklılık gösterebilir. İlam, icra dosyası, güncel gelir-gider belgesi ve (evlenme söz konusuysa) kesinleşme tarihi birlikte incelenerek durum değerlendirilebilir. İletişim ve randevu için avukatlık bürosuna başvurulabilir.

  • Önce ilamdaki artış hükmünü ve endeksi kontrol edin.
  • TÜİK rakamını işlem tarihindeki ilgili aydan doğrulayın.
  • Yoksulluk ve iştirak nafakasını birbirine karıştırmayın.
  • İddet kaldırma ve nafaka uyarlama ayrı mahkeme işleridir.
NAFAKANAFAKA ARTIŞ ORANI2026NAFAKA UYARLAMAYOKSULLUK NAFAKASIIŞTIRAK NAFAKASIIDDET SÜRESIBOŞANDIKTAN SONRA EVLENMETMK 176TMK 132AILE HUKUKU
Häufig gestellte Fragen

Häufige Fragen

Kısa Cevap nedir?+

2026 yılı için Türkiye genelinde, her dosyaya uygulanan tek bir “nafaka artış oranı” kanunla ilan edilmiş değildir. Nafaka, mahkeme ilamında artış öngörülmüşse o hükme göre (çoğu kararda TÜFE, bazen Yİ-ÜFE veya ikisinin ortalaması) ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun ilgili aya ait 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı üzerinden güncellenir. İlamda artış hükmü yoksa tutar kendiliğinden yükselmez; Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi uyarınca artırım davası açılması gerekir. Yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesiyle kural olarak kendiliğinden sona erer. Bu nedenle boşanma sonrası evlenme süresi, nafaka dosyalarını da ilgilendirir. Erkek, boşanma kararının kesinleşmesi ve nüfus kaydından sonra yasal bir bekleme süresine tabi değildir. Kadın için kural, TMK’nın 132. maddesindeki 300 gündür; halk arasında “4 ay 10 gün iddet” olarak bilinen süre, yürürlükteki Medeni Kanun’daki bekleme süresi değildir. Boşanmada eskiden anılan 3 yıllık fiili ayrılık süresi de evlenme bekleyişi değildir; reddedilen boşanma davasından sonra yeniden dava için öngörülen süre 1 yıla inmiştir. Bu yazı genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir; somut dosyaya özel tavsiye yerine geçmez. TÜİK rakamları her ay yenilenir; icra veya dava işleminden önce ilgili ayın resmi bülteni kontrol edilmelidir. • Tek bir 2026 nafaka oranı yoktur; ilamdaki endeks + o aya ait TÜİK 12 aylık ortalama esas alınır. • İlamda artış yoksa nafaka kendiliğinden artmaz; artırım davası gerekir. • Kadın için kural 300 gün (TMK 132); erkek için yasal bekleme süresi yoktur. • 4 ay 10 gün, Medeni Kanun’daki iddet süresi değildir. • Yoksulluk nafakası yeniden evlenmeyle sona erebilir; iştirak nafakası velayet sahibinin evlenmesiyle kendiliğinden bitmez.

2026 yılı nafaka artış oranı nasıl belirlenir?+

Uygulamada “2026 nafaka artış oranı” denince çoğu zaman, nafaka ilamındaki artış ayına denk gelen TÜİK Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı kastedilir. Bu oran, kira tavanında da kullanılan satırdır; manşet yıllık enflasyon (bir önceki yılın aynı ayına göre değişim) ile karıştırılmamalıdır. Yargıtay’ın nafaka artışına ilişkin yerleşik yaklaşımında da, aylık dalgalanmadan çok 12 aylık ortalamanın esas alınması yaygındır. Kararda Yİ-ÜFE (yurt içi üretici fiyat endeksi) veya TÜFE ile Yİ-ÜFE ortalaması yazılmışsa, o endeks uygulanır; kararda sabit bir yüzde varsa o yüzde geçerlidir. TÜİK, her ayın başlarında bir önceki aya ait bülteni yayımlar. Nisan, haziran veya temmuz 2026 diye ay ay aramak da aynı kapıya çıkar: o ayın bültenindeki 12 aylık ortalama okunur; yıl için tek bir kanun oranı yoktur. Bu yazının hazırlandığı dönemde (Ağustos 2026) yayımlanmış olan Temmuz 2026 bültenine göre TÜFE’de 12 aylık ortalamalara göre değişim yüzde 31,90; bir önceki yılın aynı ayına göre değişim yüzde 31,75 olarak açıklanmıştır. Aynı döneme ilişkin Yİ-ÜFE 12 aylık ortalama değişimi kamuoyuna yansıyan bültenlerde yüzde 27,54 civarındadır. Eski ilamlarda görülen TEFE ifadesi, günümüzde Yİ-ÜFE karşılığıdır. Bu rakamlar örnek niteliğindedir: artış, sizin ilamınızdaki ay ve endekse göre o aya ait resmi tablodan okunmalıdır. Ağustos ve sonraki aylar açıklandıkça oran değişir. Hesap, pratikte mevcut nafaka tutarının, ilgili ayın oranıyla çarpılması şeklinde yürür. Örneğin ilamda TÜFE artışı öngörülmüş ve artış ayına ait 12 aylık ortalama yüzde 31,90 ise, 10.000 TL’lik nafaka yaklaşık 13.190 TL’ye yükselir. Bu örnek, mahkemenin veya icra müdürlüğünün her dosyada aynı rakama hükmedeceği anlamına gelmez; ilam metni, artış dönemi ve varsa geçmiş yıllara ait birikmiş artışlar birlikte görülür. • Önce ilamı okuyun: TÜFE mi, Yİ-ÜFE mi, ortalama mı, sabit yüzde mi yazıyor? • Manşet yıllık enflasyon ile 12 aylık ortalama farklı satırlardır; nafakada genellikle 12 aylık ortalama kullanılır. • Temmuz 2026 TÜİK bülteni (örnek): TÜFE 12 aylık ortalama %31,90 — işlem tarihinde güncel ayı doğrulayın. • Artış ayı, kural olarak nafakanın bağlandığı tarihin yıl dönümüne veya ilamda belirtilen aya göre belirlenir.

Nafaka ilamda artış yoksa kendiliğinden artar mı?+

Hayır. İcra müdürlüğü, elindeki ilamda yazılı olanı uygular. Kararda “her yıl TÜFE oranında artırılır” benzeri bir hüküm varsa, artış için kural olarak yeni bir dava şart değildir; ilgili dönemde TÜİK oranı esas alınarak icrada güncelleme talep edilebilir. Böyle bir hüküm yoksa, enflasyon yükseldi diye nafaka kendiliğinden artmaz. Bu durumda yol, nafaka uyarlama (artırım) davasıdır. Yoksulluk nafakasında TMK’nın 176. maddesi; çocuk için iştirak nafakasında TMK’nın 182. ve 331. maddeleri temel dayanaklardandır. Mahkeme, yalnızca endeksi değil, tarafların güncel gelir-gider dengesini, çocuğun yaşı ve eğitim giderlerini, sağlık durumunu ve hakkaniyeti birlikte inceler. TÜFE, talebi destekleyen bir ölçü olabilir; tek başına ve otomatik bir sonuç doğurmaz. Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka tutarı yazılmış ancak artış unutulmuşsa da durum aynıdır: protokol ve ilam neyi içeriyorsa o uygulanır. Eksik hüküm, sonradan artırım davasıyla giderilebilir. Geçici gelir kaybı veya kısa süreli enflasyon dalgalanması, her dosyada artırım veya azaltım için yeterli görülmeyebilir; değişikliğin önemli ve süreklilik arz eden nitelikte olması aranır. • İlamda artış hükmü varsa: icrada, ilgili ayın TÜİK oranıyla güncelleme talep edilebilir. • İlamda artış hükmü yoksa: aile mahkemesinde artırım davası açılır; kendiliğinden zam olmaz. • TÜFE oranı tek başına kararın yerini tutmaz; mahkeme somut durumu inceler. • Anlaşmalı protokolde artış yazılmamış olması, sonradan uyarlama davasını engellemez.

Değişen koşullarda nafaka davası ne zaman açılır?+

Nafaka, boşanma hükmünün eki gibi donmuş bir rakam değildir. Tarafların mali ve sosyal durumları değişirse artırım, azaltım veya (şartları varsa) kaldırma istenebilir. Yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kural olarak kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlilik dışı fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya kanunda sayılan diğer hâllerde ise kaldırma, mahkeme kararıyla olur. İştirak nafakası (çocuk nafakası) farklıdır. Velayet kendisine bırakılan tarafın yeniden evlenmesi, çocuğun bakım ihtiyacını kendiliğinden sona erdirmez. Yeni eş, kural olarak iştirak nafakası yükümlüsü olmaz; yükümlülük velayet kendisine verilmeyen ebeveyndedir. Çocuğun ergin olması kural olarak iştirak nafakasını bitirir; eğitim devam ediyorsa dosyaya göre uzaması gündeme gelebilir. Tedbir nafakası ise boşanma davası sürerken hükmedilen geçici tedbirdir; esas hükümle birlikte sona erer veya yerini yoksulluk/iştirak nafakasına bırakır. Azaltım veya kaldırma taleplerinde sık görülen gerekçeler arasında yükümlünün işsiz kalması, emeklilik, uzun süreli hastalık veya gelirinde kalıcı düşüş yer alır. Artırımda ise çocuğun okul, sağlık ve barınma giderlerinin artması, alacaklının yoksulluğunun sürmesi ve yükümlünün gelirinin belirgin biçimde yükselmesi öne çıkar. Ankara’daki aile mahkemeleri de bu değerlendirmeyi dosya üzerinden yapar; genel bir formül yoktur. • Yoksulluk nafakası: yeniden evlenme ile kural olarak kendiliğinden sona erer. • İştirak nafakası: velayet sahibinin evlenmesiyle kendiliğinden bitmez. • Artırım / azaltım: değişikliğin önemli ve sürekli nitelikte olması aranır. • Geçici işsizlik veya kısa süreli dalgalanma her dosyada yeterli görülmeyebilir. • Tedbir nafakası, boşanma davası sırasındaki geçici tedbirdir; esas hükümden ayrılır.

Kadın boşandıktan sonra ne zaman evlenebilir?+

Önce boşanmanın hukuken bitmiş olması gerekir. Dava sürerken veya karar henüz kesinleşmeden nikâh kıyılamaz; kişi hâlâ evlidir. Süre, mahkemenin karar verdiği günden değil, kararın kesinleştiği tarihten işler. Kesinleşme, gerekçeli kararın tebliği ve yasal kanun yolu süresinin geçmesi (veya kanun yolunun tüketilmesi) ile tamamlanır. Nüfus müdürlüğünde evlenme dosyası, kural olarak kesinleşme şerhli karar ve güncel nüfus kaydı ile yürür. Kesinleşmeden sonra kadın yönünden TMK’nın 132. maddesi devreye girer: evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe kadın evlenemez. Bu süre, anlaşmalı boşanmada da çekişmeli boşanmada da aynıdır. Anlaşmalı boşanan kadın “hemen” evlenemez; fark, anlaşmalı dosyanın çoğu zaman daha kısa sürede kesinleşmesidir, 300 günlük bekleyişin kalkması değildir. Halk arasındaki “boşandıktan kaç gün sonra nikâh kıyılır?” sorusunun kanuni cevabı, kadın için kesinleşme artı 300 gündür; süre mahkemece kaldırılırsa veya doğum gerçekleşirse bekleyiş sona erer. 300 gün, takvim günü olarak işler. Süre dolunca ayrıca bir mahkeme kararına gerek kalmaksızın evlenme engeli kalkar. Süre dolmadan nüfus müdürlüğü, kural olarak nikâh işlemini yapmaz. • Nikâh, boşanma kararının kesinleşmesi ve nüfus kaydından önce kıyılamaz. • Kadın için kural: kesinleşme + 300 gün (TMK 132). • Anlaşmalı veya çekişmeli olması, 300 günlük süreyi değiştirmez. • Süre, mahkemece kaldırılırsa veya doğum olursa bekleyiş bitmiş sayılır.

Erkek boşandıktan sonra hemen evlenebilir mi?+

Türk Medeni Kanunu, erkek için boşanma sonrası bir bekleme süresi öngörmez. Boşanma kararı kesinleşip nüfus kaydına işlendikten sonra erkek, yasal bir iddet beklemeksizin yeniden evlenebilir. “Boşanmış bir erkek ne zaman evlenmek ister?” sorusu hukuki bir süre değil, kişisel bir tercihtir; kanunda erkeğe 300 gün veya 4 ay 10 gün yüklenmemiştir. Anlaşmalı boşanan erkek yönünden de ek bir yasal bekleyiş yoktur. “Hemen” ifadesi, kararın açıklandığı duruşma gününü değil, kesinleşme ve nüfus işlemini anlatır. Karar henüz kesinleşmeden ikinci bir evlilik kurulamaz. Karşı taraf kadın ise ve 300 günlük süre kaldırılmamışsa, nikâh o kadın bakımından yine bekleyişe takılır; engel erkeğin değil, kadının bekleme süresidir. • Erkek için TMK’da iddet / 300 gün kuralı yoktur. • Önce kararın kesinleşmesi ve nüfusa işlenmesi gerekir. • Anlaşmalı boşanma, erkeğe ek bir yasal süre getirmez. • Kadın hâlâ 300 gün içindeyse, o evlenme kadının bekleme süresine takılır.

4 ay 10 gün iddet ne demek ve süre nasıl kaldırılır?+

“4 ay 10 gün iddet”, İslam hukukunda özellikle eşin vefatı sonrası anılan bekleyiştir. Yürürlükteki Türk Medeni Kanunu bu süreyi esas almaz. TMK’nın 132. maddesi, evlilik sona ermişse kadın için 300 günlük bekleme öngörür. Amaç, olası bir gebelikte soybağının karışmamasıdır. Bu nedenle Google’da sık sorulan “iddet 4 ay 10 gün mü?” sorusunun güncel kanun cevabı hayırdır; Medeni Kanun’daki süre 300 gündür. Kanun, sürenin kalkacağı hâlleri de sayar. Doğum gerçekleşirse süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması hâlinde veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır. Yani önceki eşle yeniden evlenmede süre “kendiliğinden yok” sayılmaz; aile mahkemesinden kaldırma kararı alınır. Gebe olunmadığı da kural olarak sağlık raporuyla ortaya konulur ve yine mahkeme kararı istenir. Nüfus müdürlüğü, süre dolmadan veya kaldırma kararı olmadan nikâh kıymaz. Kaldırma davası, nafaka dosyasından ayrı bir aile mahkemesi işidir. Yoksulluk nafakası alan tarafın evlenmesi, nafakayı kural olarak sona erdirir; bu yüzden hem evlenme tarihi hem nafaka ödemeleri birlikte takip edilmelidir. İştirak nafakası, yukarıda belirtildiği gibi, evlenme ile kendiliğinden düşmez. • 4 ay 10 gün, TMK’daki bekleme süresi değildir; kanun 300 gündür. • Doğum olursa süre biter. • Gebe olunmadığı anlaşılırsa mahkeme süreyi kaldırır (sağlık raporu + aile mahkemesi). • Önceki eşle yeniden evlenmede de mahkeme süreyi kaldırır; nüfusa doğrudan gidilmesi yetmez. • Yeniden evlenme, yoksulluk nafakasını kural olarak sona erdirir.

Boşanmada 3 yıl kuralı kalktı mı?+

Evet. Halk arasında “boşanmada 3 yıl kuralı” olarak bilinen düzenleme, boşandıktan sonra evlenme bekleyişi değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin dördüncü fıkrası, esastan reddedilen bir boşanma davasından sonra, eşlerin ortak hayatı yeniden kuramamış olmaları nedeniyle tekrar dava açılabilmesi için öngörülen süreyi düzenler. Bu süre eskiden 3 yıldı; Anayasa Mahkemesi’nin iptali sonrası yapılan düzenlemeyle 1 yıla indirilmiştir. Süre, red kararının verildiği günden değil, kesinleştiği tarihten işler. Bu kural, TMK 132’deki 300 günlük iddetten tamamen ayrıdır. Biri, reddedilen davadan sonra yeniden boşanma davası açma şartıdır; diğeri, boşanmış kadının başka biriyle evlenebilmesi için öngörülen bekleyiştir. Yeni bir boşanma sebebi doğmuşsa (örneğin yeni bir şiddet olayı) veya taraflar anlaşmalı boşanmaya yönelmişse, 1 yıllık fiili ayrılık şartı her dosyada aranmayabilir. Red sonrası süreç, bu sitedeki “Boşanma davası reddedilirse ne olur?” ve “Reddedilen boşanma davası yeniden açılabilir mi?” başlıklı yazılarda ayrıca ele alınmıştır. • 3 yıl kuralı evlenme iddeti değildir; reddedilen davadan sonra yeniden dava süresidir. • Güncel süre, red kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıldır. • 300 günlük kadın bekleyişi (TMK 132) bu kuraldan bağımsızdır. • Yeni sebep veya anlaşmalı boşanma, dosyaya göre 1 yıl şartını gündemden çıkarabilir.