Karınca Avukatlık

Nafakada Artık Gelire mi Bakılacak? Yargıtay Kararı Ne Anlama Geliyor?

DUYURUAile HukukuAv. Eray Karınca6 dk okuma
Av. Eray Karınca, Haber Global canlı yayınında Mehmet Sümer’in nafaka konusundaki sorularını yanıtlıyor.

Son dönemde kamuoyuna yansıyan bir Yargıtay kararı, “Nafakada artık eşlerin gelirine mi bakılacak?” sorusunu yeniden gündeme getirdi. Özellikle düzenli geliri bulunan bir eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi, nafaka hukukunda yeni bir döneme girildiği şeklinde yorumlandı.

Yargıtay kararına ilişkin değerlendirme

Ancak kararın hukuki anlamı bundan biraz farklıdır. Aslında Yargıtay yeni bir kriter getirmemekte; Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde zaten yer alan “boşanma yüzünden yoksulluğa düşme” şartını somut olay bakımından değerlendirmektedir.

Yoksulluk nafakasında gelir önemli mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak şartıyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir.

Dolayısıyla yoksulluk nafakası boşanmanın otomatik bir sonucu değildir.

Bir kişinin yalnızca boşanmış olması, eski eşinden daha az gelir elde etmesi veya evlilik dönemindeki yaşam standardının boşanma sonrasında düşmesi tek başına yoksulluk nafakası hakkı doğurmaz.

Mahkemenin temel olarak cevaplaması gereken soru şudur:

Talepte bulunan eş, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek mi?

Bu sorunun cevaplanmasında tarafların gelirleri doğal olarak önemli bir kriterdir. Ancak yalnızca maaşların karşılaştırılması yeterli değildir.

“Gelirler eşitse nafaka verilmez” demek doğru mu?

Yargıtay kararlarının “eşit maaş alan eş nafaka alamaz” şeklinde yorumlanması doğru değildir.

Çünkü gelir eşitliği ile ekonomik durum eşitliği aynı şey değildir.

Örneğin eşlerden biri aylık 40.000 TL, diğeri 42.000 TL gelir elde ediyor olabilir. İlk bakışta gelirleri birbirine oldukça yakındır.

Ancak 40.000 TL kazanan eş kirada oturuyor, yüksek zorunlu giderlere sahip bulunuyor veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler varsa; diğer eş kendi evinde oturuyor, önemli bir malvarlığına ve başka düzenli gelirlere sahipse iki tarafın gerçek ekonomik koşullarının aynı olduğu söylenemez.

Bu nedenle değerlendirmede yalnızca bordrodaki rakam değil, ekonomik tabloyu oluşturan şu unsurlar birlikte değerlendirilmelidir:

  • düzenli ve sürekli gelirler,
  • taşınır ve taşınmaz malvarlığı,
  • kira ve barınma giderleri,
  • zorunlu yaşam giderleri,
  • bakmakla yükümlü olunan kişiler,
  • emeklilik ve diğer gelirler,
  • kişinin çalışma ve gelir elde etme durumu

Yargıtay’ın kararı yeni bir nafaka sistemi mi getiriyor?

Hayır.

Kamuoyuna yansıyan kararın önemi, nafaka hukukuna yeni bir şart eklemesinden değil, mevcut “yoksulluğa düşme” kriterinin somut ekonomik veriler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini göstermesinden kaynaklanmaktadır.

Düzenli ve yeterli geliri bulunan, ekonomik olarak kendi yaşamını sürdürebilen ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyecek bir eş bakımından sırf evlilik sona erdiği için yoksulluk nafakasına hükmedilmesi, TMK m.175’in amacıyla bağdaşmayabilir.

Bununla birlikte kişinin bir maaşının veya emekli aylığının bulunması da tek başına nafaka talebinin reddedilmesi için yeterli değildir.

Her dosyanın kendi ekonomik ve sosyal koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Nafaka kadınlara özgü bir hak değildir

Kamuoyundaki nafaka tartışmalarında gözden kaçan önemli noktalardan biri de budur.

Yoksulluk nafakası hukuken kadınlara tanınmış özel bir hak değildir. Kanundaki şartların gerçekleşmesi halinde erkek eş de yoksulluk nafakası talep edebilir.

Bu nedenle hukuki tartışmanın “Kadına nafaka verilmeli mi?” sorusu üzerinden değil;

“Boşanma nedeniyle hangi eş yoksulluğa düşüyor ve ekonomik desteğe gerçekten ihtiyaç duyuyor?”

sorusu üzerinden yürütülmesi daha doğru olacaktır.

Maaşı olan eş nafaka alabilir mi?

Evet. Düzenli bir gelirin bulunması, tek başına yoksulluk nafakasına engel değildir.

Ancak bu gelir kişinin ekonomik olarak kendi yaşamını sürdürebilmesine yeterliyse ve boşanma nedeniyle TMK m.175 anlamında yoksulluğa düşmeyeceği belirleniyorsa nafaka talebinin reddedilmesi gündeme gelebilir.

Tersine, kişinin çalışıyor veya emekli olması, somut ekonomik koşulları dikkate alınmadan otomatik olarak “yoksul değildir” sonucunu doğurmamalıdır.

Dolayısıyla nafaka değerlendirmesinde “maaşı var mı?” sorusundan çok “boşanma sonrasında gerçek ekonomik durumu ne olacak?” sorusu önem taşımaktadır.

Süresiz nafaka, koşulsuz ömür boyu nafaka anlamına gelir mi?

Yoksulluk nafakasıyla ilgili tartışmalarda “ömür boyu nafaka” ifadesi de sıklıkla kullanılmaktadır.

Ancak nafakanın süresiz olarak hükmedilebilmesi, hiçbir koşulda değişmeyeceği anlamına gelmez.

Tarafların ekonomik ve sosyal koşullarındaki değişiklikler, nafakanın artırılması, azaltılması veya şartları oluştuğunda kaldırılması sonucunu doğurabilir.

Bu nedenle asıl mesele nafakanın yalnızca başlangıçta gerekli olup olmadığı değil, nafaka devam ederken bu ihtiyacın ve kanuni şartların sürüp sürmediğidir.

Sonuç: Nafakada artık gelire mi bakılacak?

Aslında gelire zaten bakılıyordu.

Son Yargıtay kararlarının ortaya koyduğu nokta, gelir unsurunun yoksulluk değerlendirmesinde önemli bir veri olduğu; fakat değerlendirmenin yalnızca maaş karşılaştırmasına indirgenemeyeceğidir.

Yoksulluk nafakasının amacı eski eşler arasında ömür boyu gelir eşitliği sağlamak veya evlilik dönemindeki yaşam standardını aynen devam ettirmek değildir. Temel amaç, boşanma nedeniyle ortaya çıkan ve kanunun aradığı nitelikteki ekonomik yoksunluğun giderilmesidir.

Bu nedenle doğru soru;

“Kadın veya erkek ne kadar maaş alıyor?” değil, “Boşanma sonucunda nafaka talep eden eş gerçekten yoksulluğa düşüyor mu?” olmalıdır.

Her somut olayda tarafların gelirleri, malvarlıkları, zorunlu giderleri ve genel ekonomik koşulları birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerekir.

Av. Eray Karınca

Görsel: Haber Global canlı yayınından alınmıştır.

NAFAKAYOKSULLUK NAFAKASIHABER GLOBAL
MAKALE

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Unutulan Konular: Ayrıntılı Kontrol Listesi

Anlaşmalı boşanma protokolünde yalnızca boşanma iradesinin yazılması yeterli değildir. Mali sonuçlar ve çocukların durumu açık biçimde düzenlenmeli; hâkim tarafları bizzat dinleyerek düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Nafakanın başlangıcı, yıllık artışı, ödeme günü, kişisel ilişki takvimi ve malvarlığına ilişkin ifadeler ilerideki uyuşmazlıklar bakımından özellikle önemlidir.

DEVAMINI OKU
Sık Sorulan Sorular

Merak Edilenler

Yoksulluk nafakasında gelir önemli mi?+

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak şartıyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir.

“Gelirler eşitse nafaka verilmez” demek doğru mu?+

Yargıtay kararlarının “eşit maaş alan eş nafaka alamaz” şeklinde yorumlanması doğru değildir.

Yargıtay’ın kararı yeni bir nafaka sistemi mi getiriyor?+

Hayır.

Maaşı olan eş nafaka alabilir mi?+

Evet. Düzenli bir gelirin bulunması, tek başına yoksulluk nafakasına engel değildir.

Süresiz nafaka, koşulsuz ömür boyu nafaka anlamına gelir mi?+

Yoksulluk nafakasıyla ilgili tartışmalarda “ömür boyu nafaka” ifadesi de sıklıkla kullanılmaktadır.