Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Gerçekleşen Olaylar
Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklere boşanma davası açıldıktan sonra da uyulmak zorundadır; özellikle sadakat yükümlülüğü devam eder. Yargılama sürerken eşler diğer yükümlülüklere de riayet etmelidir.
Evlenmeden dava açılışina kadar geçen süreçteki olaylar davanın konusunu oluşturur; dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar aynı dava içinde ileri sürülemez. Örneğin birlik sarsılmasına dayalı davada, yargılama sırasında davalının zina etmesi halinde —dava hangi aşamada olursa olsun— aynı dosyada zinaya dayanılamaz. Her dava açıldığı tarihin şartlarına tabidir; zinaya dayanmak için yeni dava gerekir.
Boşanma Davasında Islah Ne Demektir?
Islah, HMK ile tanınmış bir haktır; tahkikat sona erinceye kadar, bir defaya mahsus, usul işlemlerini kısmen veya tamamen değiştirmek mümkündür. Önemli nokta: ıslah ile de olsa davadan sonra meydana gelen olaylar ileri sürülemez.
Boşanmada ıslahın özelliği, dava açılana kadar gerçekleşmiş olaylar kaydıyla, tahkikat bitene dek davanın konusunun kısmen veya tamamen değiştirilebilmesidir. Örneğin birlik sarsılmasına dayalı dava açılmışken, dava öncesi dönemde eşin zinası sonradan öğrenilirse, dilekçeler aşaması bitmiş olsa bile ıslahla iddia genişletme/değiştirme yasağına takılmadan mutlak sebep olan zinaya dönüştürülebilir. Zina yine dava açılmadan önce gerçekleşmiş olmalıdır; dava sonrası zina yeni davanın konusudur.
Uzun yargılamalarda ıslah, hatalı veya eksik kalan işlemleri tamamlamak için kritiktir. Dilekçe avukatsız sunulsa bile ıslah uzmanlık gerektirir; sürecin lehe seyri için uzman boşanma avukatı önemlidir.
Çocuk Velayeti ve Görüşme Hakkı
Boşanmalar artarken çocuklar çekişme konusu olabilmektedir. Sorunlu, mutsuz bir ailede yaşamak da çocuk için zararlıdır; karar bu dengeyle verilmelidir. Hukuki sonuçlar ve çocuğa etki için uzman boşanma avukatı yanında psikolog veya sosyal çalışmacı desteği yerindedir. Dilekçe ve cevaplarda çocuğun menfaati titizlikle işlenmeli; Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca üstün yarar her şeyden önde tutulmalıdır.
Dava Sürecinde Geçici Velayet ve Kişisel İlişki
Velayet ve kişisel ilişki iki aşamalıdır. İlk aşama dava süresince: velayet kimde olacak, diğer eş çocuklarla nasıl ve ne kadar kişisel ilişki kuracak, barınma ve nafaka katkıları. Görev TMK m. 169 ile aile mahkemesi hâkimine aittir.
Hâkimin adil sonuca varabilmesi için tarafların ekonomik–sosyal durumları, gelirleri ve çocuk gereksinimleri doğru bildirilmelidir. Ölçüt eşlerin haklı/haksızlığı değil; öncelikle çocuk ihtiyaçları ile tarafların ekonomik ve sosyal güçleridir.
Boşanma Sonucunda Velayet, Kişisel İlişki ve Protokol
İkinci aşamada hükümle birlikte kamu düzeninden olan velayet düzenlenir. Çocuğun yaşı, yıpratılmama, alıştığı düzenden gerekmedikçe koparılmama ve BM ÇHS m. 3’teki üstün yarar esastır. Özel durumlar hariç anne ve baba sevgisinden eşit ölçüde mahrum kalmayacak şekilde velayet ve kişisel ilişki kurulmalıdır.
Çocuk davada taraf olmasa da bireydir; ÇHS m. 12 görüş alınmasını öngörür. Yargıtay 2011/2-884 E., 2012/197 K.: yeterli idrak gücüne sahip çocuğa velayet konusunda danışılmalı, görüşü kendi çıkarına ters değilse önemsenmeli; gerektiğinde Aile Mahkemeleri Kanunu m. 5–6 uyarınca uzman görüşüyle karar verilmelidir.
Anlaşmalı protokolde velayet ve kişisel ilişkiye hâkim, kamu düzeni nedeniyle müdahale edebilir. Değişen koşullarda velayetin değiştirilmesi/kaldırılması veya kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi her zaman istenebilir.
Ankara’da dava sonrası olaylar, ıslah ve velayet stratejisi için Karınca Avukatlık olarak Çankaya’da hukuki destek öneririz.
- Dava sonrası olaylar → yeni dava
- Islah: dava öncesi olaylar + bir kez + tahkikat bitimine kadar
- TMK 169: geçici velayet, kişisel ilişki, nafaka
- Ölçüt: çocuk ihtiyacı + ekonomik–sosyal güç
- ÇHS m. 3 ve 12; Yargıtay çocuk görüşü
